80′lerin sonu 90ların başında çocuk olanlar bilir, çikolata deyince aklımıza direk tadelle, çokokrem (böle tüpte olurdu, bir türlü tam biteremezdik. Hala da var galibada ben almıyorum) ve sarelle gelirdi. Ülker ve Sagranın bu süper 3lüsüyle büyüdüm diyebilirim. Az para aşırmadık bunları almak için.. :)

Nese efendim yıl oldu 2009, her yer çikolata oldu yada chocolate(türkçesini bile söylemeye tenezzül etmeyenler var). Giriyorsun büyük bir markete 1000 çeşit çikolata seni karşılıyor. Deniyorsun deniyorsun deniyorsun, bir türlü çocukken aldığın tadı alamıyorsun.
Ama nedemişler ‘azimle sıçan duvarı delermiş’ misali bende sonunda eskiye dönüş olaraktan aradığım tadı buldum. Uzun zamandır Nutellayla idare eden vücudum, yeni Sarelle ve tadellenin de öncülüğünde kendisini buldu :P

Ya arkadaş bu kadar mı güzel yapılır. Tadelle’yi o kadar özlemişimki yedikçe yiyesim geliyor :) Sarelle ise inanılmaz. Belli ki Sagrayı satın alan şirket çok fazla yatırım yapmış. Fındık ezmesi hayatimda yediklerimin en iyisi, tüm Türkiye piyasasındakileri denemiş olan biri olarak söylüyeyim ki bir daha diğerlerini ağzınıza sürmessiniz. Tek sorunu fahiş fiyatı. 350gr fındık ezmesine 13.5tl gibi yüksek bir fiyat ödemek zorundasınız. Çikolatasıda diğer türevlerine göre daha pahali. Nedeni de çok yüksek oranda kullanılan fındık orani ve koruyucu madde, trans yağ ve renklendirici madde gibi şeylerin kullanılmaması diye düşünüyorum.

Babamdan öğrenemediğim: Maalesef babamın zamanında bu kadar çikolata yoktu, çikolata seçme işi yaşımdan da olsa gerek şu anda çok zevkli :) Şiddetle Sarellenin yeni ürünlerini ve tadelleyi denemenizi öneriyorum. Neler kaçırdığınızı görmeniz gerek :)
not: Resimler tadelle,sarelle ve ülkerin resmi sitelerinden alınmıştır.
Pek moralimin olmadığı şu günlerde biraz da olsa kafamı dağıtabilmek için kankayı da alıp Taksimin yolunu tuttum. İlk başta amaç güzel bir yemek ve tavla maçıydı. Fakat kalabalıktan mıdır bilinmez içimden pekte o şekilde zaman geçirmek gelmedi.
Hem Emre’ye mekanı göstermek hem de güzel bulutlu İstanbul gecesinde biraz soluklanmak için Konak pastanesinin yolunu tuttuk. Gitmesi maalesef biraz uzun sürüyor. Bütün İstiklali geçip Galata’ya kadar geldiğinizde zaten bitmiş oluyorsunuz :) Dönüşünü söylemek bile istemiyorum :P Bu arada yanınıza Emre gibi yedek bir fotoğrafcı da almayın. Adamın titremeden foto çekmesi için 10 saat bekliyorsunuz. Sinirlerim yıprandı ulen..


Mekanı bilmeyenler için söyleyeyim, gerçekten hoş ve sade bir yer. Yemek, pasta ve türevlerini yerken harika bir İstanbul manzarası izlemek istiyorsanız denemenizde fayda var. Maalesef içki yok, zaten içki olsa mekanın ambiansı tamamen değişirdi, şu ankinden çok farklı olurdu. Şu haliyle benim favorimlerim arasında yer alıyor. Seneye bir aksilik olmazsa doğumgünümü burada yapıcam. Hem ne güzel rezarvasyon da alıyorlar :)


Mekan, galata kulesinin hemen bir alt sokağında teras katında bulunuyor. Manzarası ise inanılmaz. Boğaz köprüsünden Unkapanı köprüsüne kadar herşeyi rahatlıkla görebiliyorsunuz. Üstüne üstlük harikada bir Galata kulesi manzarasıda arka tarafta sizlere göz kırpıyor :)
Babamdan öğrenemediğim: Konak pastanesini denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Yaz bitmeden mutlaka uğrayın. Taze pastalarını kesinlikle deneyin :) Eğer haftasonu branch düşünüyorsanız da açık büfe kahvaltısı mevcut.
Kaybetmemiz gereken değerlerin başında gelen güzel Türkçemiz için hazırlanmış mizahi bir video istiyorsanız buyrun tıklayın:
Vurun Türkçe’ye
Ne dersiniz güzel yermiş değil mi? Napalım takma ismimi yeniden mi değiştireyim :)
Kaynak: www.uyanturk.org
Yıllar sonra isteğimiz gerçekleşti. Bizimde artık bir Nobel ödülü almış bir vatandaşımız, bir edebiyatçımız var. Orhan Pamuk. O kadar spekülakasyon yapılmasına rağmen bu ödülü hakkettiğine canı gönülden inanıyorum. Siyasi görüşleri veya başka olaylar hakkındaki yorumlarının benim için bir önemi yok. O iyi bir edebiyatçı olduğunu kitapları ile pekala kanıtladı. İnsanların başka konulara takılarak onun hakkında çirkin sözler söylemesini maalesef hazmedemiyorum. Sonuçta bir Türk olarak bizi ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etti ve gururlandırdı.
Teşekkürler Orhan Pamuk..
Yani karşılaştırmaktan nefret ediyorum. Ama görünce de üzülüyorum. Kendi aldığım fizik dersleriyle karşılaştırıyorum, diğer aldığım derslerle mukayese ediyorum. Yok arkadaşlar. Alakamız yok eğitimle.. Bu yüzden belkide dersleri dinleyemiyor, konsantre olamıyorum.
Lütfen şu derse bi göz atın. MIT Fizik dersi :)
MIT Fizik Dersi- Görsel anlatımda son nokta
Açık Kaynak geliştiriciler tartışmak üzere “tüm yazılımlar açık kaynağa geçecek” başlıklı bir panelde toplanırlarsa, pek çok fikir söz konusu olsa da, tüm görüşlerin “tüm yazılımlar bir gün açık kaynak olacak? yönünde olmasını bekleyebilirsiniz.
Stanford Üniversitesi kampusunda gerçekleştirilen “AlwaysOn Innovation (Her zaman Yenilikçi)” zirvesinde gerçekleştirilen daha büyük bir anket ise bunun ilerde yazılım geliştirme üzerinde baskın bir paradigma haline gelip gelmeyeceğinin merak edildiği şeklinde sonuçlandı.
Continue Reading
Telekomünikasyon Kurumu ve Telekom Dünyası Dergisi tarafından ortaklaşa düzenlenen GENİŞBANT TELSİZ ERİŞİM HİZMETLERİNİN YETKİLENDİRİLMESİ VE TEKNOLOJİK GELİŞMELER SEMPOZYUMU : Ulaştırma Bakanı, Azerbeycan, KKTC ulaştırma bakanları, TK yetkililerinin tamamı, Turkcell, Avea, Türk Telekom, Superonline, Motorola, Netaş ve daha bir çok telekom şirketinin yoğun ilgi ve katılımı ile Ataköy Crowne Plaza da sempozyum gerçekleştirildi. Sempozyum ile ilgili bazı önemli gördüğüm gelişmeleri ve bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum;
** Sempozyumun ana gündemi 3G ve Wimax uygulamalarının anlatımı ve bunlarının Türkiye de nasıl uygulanacağı üzerineydi.
Continue Reading
Bir bilmecem var çocuklar…
“Çocuklar” diyorum… Çünkü cevaplayabilmek için ekonomi profesörü olmaya gerek yok. 7 yasinda olmak yeter.
Adam tanesi 2 liradan yumurta aliyor.
Boyuyor, süslüyor, paketliyor.. .
Tanesi 1 liradan satiyor.
Kisa süre sonra “milyoner” oluyor.
Nasil oluyor da, oluyor?
Cevap:
O adam eskiden “milyarder” mis.
Continue Reading
Dünyanın en pahalı internetini kullandığımızı malum çoğunuz biliyorsunuz. Arkadaş, eş, dost arasında konuşurken değinip üzerine saatlerce tartıştığımız adsl fiyatlarının yüksekliğine genellikle bir şey yapamıyoruz. Konuşmak dışında.(Araplar mı benziyoruz nedir!?) Birinin bu olaya bir dur demesi ve herkesi organize etmesi gerekiyordu. Ve biride çıktı. PCnet dergisi saolsun webde online olarak ADSL fiyatlarının yüksekliğine dair digital imza topluyor. Sizde fiyatlarınızın yüksekliğinden ve o anlamsız kota sınırlamalarından bıktıysanız. Buyrunuz efendim tıklayınız:
http://www.pcnet.com.tr/adsl
yada yok ben koyunluğuma devam edeyim. Ben yaşantımdan memnunum. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyorsanız size tavsiyem aşağıdaki linke tıklamanız olacaktır :) Hani sonunda bişey öğrenmeden gittik demeyin!
http://tr.wikipedia.org/wiki/Koyun