Bir resimde bir EVREN

Temmuz 12, 2007 No comments yet

Çok güzel bir fotoğraf daha:

evren

07 / 07 / 07

Temmuz 4, 2007 1 comment

Güzel bir tarihle karşınızdayım. Hayatımda bir çileden daha kurtulmak için gün sayıyorum. 7 Temmuz günü Ankaradaki kursumun bitirme projeleri sunumları var. Harıl harıl onu yetiştirmek için var gücümle çalışıyorum. Umarım bu ayrıcalıklı günde sağ salim Ankara’dan dönerim :)

Kaçıncı oluyor bende bilmiyorum ama bitirme projesi ve tez kelimelerinden tiksinmeye başladım artık. İstemiyorum kardeşim ben rapor yazmak, sunum hazırlamak, üstüne de bir proje yapmak. Millet ne güzel tatil yapıyor. Biz sıcakta oturmuşuz kod yazıyoruz. Nefret ettim kod yazmaktan. Sonunda ne yapmayacağıma karar verdim :) Kod üzerinden ilerlemicem. Kafam istesemde basmıyor bu kadar basit. O kadar gül gibi mesleğim dururken benim neyime bilgisayar, yazılım vs. En güzeli bildiğin yoldur demişler.

Ben giderim kendi yoluma..

not: Tabi önce şu projeden geçip sertifikayı almak gerek :)

Fantezi Dünyası

Haziran 6, 2007 No comments yet

Dün akşamdan beri her telden video ve resimleri inceliyorum. Çok ilginç ve güzel çalışmalarla karşılaştım. İşte onlardan biri:

100

Keşke bu görüntüyü gerçek hayatta görebilsek.

Nostalji için Starcraft İndirin

Haziran 5, 2007 10 comments

Evet son aylardaki yoğun ders dolu günlerimizde -10 yıllık oyunumuz olan- starcrafta güzel maçlar yaparak bir nebzede olsa rahatladık. Dalton kardeşler grubumu saygı ile selamlıyorum :) Bu arada oyunu rapidshare accountuma yüklediğim aklıma geldi. İhtiyacı olanlar bu linkten oyunu indirebilirler:

Prosedürü düzgün şekilde uygularsanız hiç bir sorun olmaksızın starcraftı kurarsınız :

http://rapidshare.com/files/27562393/BroodWar.part1.rar –>ana starcraft dosyalari
http://rapidshare.com/files/27546352/BroodWar.part2.rar –>ana starcraft dosyalari
devamı bölümünde herşey mevcut..

İletişimin Büyük Dünyası

Haziran 5, 2007 1 comment

Yüksek Lisansa başladığımdan beri bu elektronik ve haberleşme dünyasının “ne kadar derya deniz olduğu” gerçeğini yavaş yavaş kabul etmeye başladım. Her noktadan başka bir noktaya geçiş var. Ne nerde, nasıl işliyor, anlamak çok güç. Yeni gelişmeler ve araştırmalarla birlikte yeni dallarda sürekli olarak açılmaya devam ediyor.

Derslerimin çoğu bitti ve önümüzdeki dönem tez araştırmama başlamayı düşünüyorum. Tabi bu vesile ile IEEE xplore’da biraz araştırma yaptım. Yaptığım ise sadece konu başlıklarını çıkarmaktı. Sadece kendi dalımınkini tam çıkardım, onu yaparken bile büyük bir efor sarfettiğimi söylemeliyim :)

Freemind kullanarak yaptığım resim şöyle birşey, tıklayarak büyütebilirsiniz.

Communication

Ben o kocaman dal içerisinden,

Multiuser Information Theory>Relay Channel üzerine tez hazırlamayı düşünüyorum.

Muhtemel konumda, Cooperative Diversity (İşbirlikli Çeşitleme) olacak. Bunun üzerine bu dönem aldığım Telsiz İletişimde Kodlama ve Modülasyon dersinde arkadaşım Cengizle birlikte bir sunum ve rapor hazırlamıştık. İncelemek isteyenler burdan göz atabilirler:

Cooperative Diversity Presentation – İşbirlikli Çeşitleme Sunumu

Cooperative Diversity Report – İşbirlikli Çeşitleme Raporu

Bir yerde kullanmak istiyorsanız, lütfen tekrar Kullanım Şartları sayfasını okuyunuz. Eğer daha fazla bilgi almak istiyorsanız, İletişim den bana ulaşabilirsiniz.

Ayrıca diğer Kanal Kodlama ve Modülasyon konularında birşeye ihtiyaç duyarsanız elimden geldiğince size yardım etmeye çalışırım.

Sanık Programcı

Haziran 5, 2007 No comments yet

Programcılar üzerine yapılan karikatürleri hep çok sevmişimdir. İşte size sevdiğim bir tanesi. Ben onlardan biri bile olamadım, ona yanıyorum. Böhühü :(

Programcilar

Süper CV Nasıl Hazırlanır?

Haziran 5, 2007 14 comments

Bu sabah kalkmamla birlikte CV hazırlamak için bilgisayarın başına geçtim. Şans o ki arkadaşımda bana çok sevdiği spam maillarını yollamış :) (Nilgün sevgilerle..) Bunların arasından bir tanesi hemen gözüme çarptı. Süper CV başlığı altında..

İşte size süper cv. Okuduktan sonra biz boşuna kasıyormuşuz diyeceksiniz :)

Süper CV

“Patlamak” Demek Buymuş

Mayıs 23, 2007 6 comments

Hayatımın en kötü günlerinden biriyle karşınızdayım..

Herşeyin en düzenlisini yapan, her ayrıntıyı düşünen, zamanını en iyi şekilde programlamakla övünen ben, bugün patladım. Ama ne patlamak. Bir daha böyle bir his yaşayacağımı hiç zannetmiyorum ki yaşamam da zaten. Kılı kırk yaracağıma eminim.

Herşey çok ani gelişti. Dün akşam saat 23:00 sularında çok güzel bir şekilde dinleniyordum. Günüm çok güzel geçmişti. Finallerime böyle rahat rahat çalışıyordum, göz atıyordum daha doğrusu. Tv izlemek, dışarı çıkıp gezmek, kitap okumak, hatta PSP oynamak gibi bütün aktiviteleride gerçekleştirmiş olmanın gururu ve rahatlığı içerisindeydim ve ondan sonra Mustafa çıka geldi.. Işıklar söndü, herşey kabusa dönüştü.

Şimdi gelelim olaya. Beni benden alan şey neydi? Mustafa geldi ve bana “yarın sınavda napcaz abi, ben hiç birşey anlamadım” falan dedi. Resmen dünyam karardı. Çünkü ben sınavın Perşembe olduğunu zanneden asimile edilmiş bir balıktım. Tüm planlarımı ona göre yapmıştım. Yarın okula giderim herşeyi toparlarım vs. diyordum. Ama gelin görünki arkadaşım (saolsun) bunu bana söylediğinde sınava 10 saat kalmıştı. Uyumak ve yolu saymıyorum bile. Konu ile yakından uzaktan hiçbir bağlantım olmasada jet hızında çalışmaya başladım tabi. Direk izin verilen A4 kopya kağıdını hazırladım. Sonra sabahlayarak direk okula geçtim.

Hayatımda bir daha bu kadar stres yaşar mıyım bilmem ama bugüne kadar yaşadıklarımın arasında yerini en ön sıralardan aldı. İlk kez bir sınavın saatini şaşırdım. Eğitim ve öğretim hayatımda çok saçma işler yapmış olabilirim ama bu kadar saçması ile karşılaşmamıştım.

Yusuf yusuf eden benliğim okula gittiğimde anca kendini toplamıştı. Sınav zaten zor olacaktı biliyordum ama birşeyler karalamayı becerdim. Umarım kalmam. Yoksa o zaman asıl “stres” başlar. Hayatım tam bir işkenceye dönüşür.

Okuldan sonra Mustafa’ya teşekkürlerimi sunduktan sonra, birlikte takıldık biraz.. Yemek, çay vs. Her zamanki gibi güzel güzel muhabbet ettik. Yine her konuya değindik tabi. Bilişimden, üniversite eğitimine.. Yazılımdan, “biz ne bok yiyoruz ulana” kadar.. :)

Bu arada onun söylediği bir lafa bu kadar katılacağımı düşünemezdim: “Abi biz Telekom’da okumuyoruz ki direk “Applied Mathematics” bizimkisi” gibi bir şey dedi. Ben koptum tabi. Cidden de düşününce bu kadar pratikten yoksun bir üniversite hayatı olamazdı. Hani daha önce farketmedim mi falan diyebilirsiniz ? “Farkettim de kendi söylemek salakça geldi”. İnsanoğluyuz, niçin yaptığımızdan çok nasıl yaptığımız üzerine yoğunlaşıyoruz. Biri bizi uyarmadan yada bize söylemeden, olaylara bakmayı tercih ediyoruz. Hani şu öküzün trene baktığı cinsten.

Hah işte bugün de o tren gelip bir balığın üzerinden geçti..

Umarım balık ölmez..

Bahar Şenlikleri ve Mühendislik?

Nisan 19, 2007 1 comment

Uzun zamandan sonra tekrar merhaba arkadaşlar, sonunda beklediğimiz bahara kavuştuk galiba. Cemre her biryerimize düştü :) Herkes cıbıl cıbıl gezmeye başladı. (Bknz kampüsler, cadde, taksim) Gerçi ben gezemedim o başka.

Üniversite de herkes herşeyi unuttu rock festivaline ve bahar şenliklerine konsantre oldu. Tabi bu konsantrasyon okumakta bulunduğum üniversite de bir farklı oluyor( hala kendi ünim demeyi başaramadım. Kadir has benim üniversitem ). Hem en yoğun dönemden geçiyorsunuz hem de aynı zamanda “baba bak ya kimler gelmiş gel gidelim 2 kafa sallıyalım rahatlıyalım” moduna giriyorsunuz. Tabi bir de benim gibi ezik gezenler sürüsü var. Okulun ortasına en ünlü adam gelse(atıyorum r.walters ve daha bir çokları..) adamın yüzüne bile bakmam. Tiksinmişim ya bir kere. “A.Q sen nesin ki gel oraya bülü-bülü şarkı söle, güzel iş valla, sıkıyorsa gel modulasyonmuş, detectionmış, estimationmış, kafes kodlamaymış, güç spektral yoğunluymuş, onları yapta göreyim” diye içimden söylene söylene geçicem, o haldeyim. Gerisini siz tasavvur edin. Mühendislik adamı bezdiriyor onu hepten biliyorum da, yüksek lisansın bu kadar tiksindirdiğini hiç tahmin etmezdim. İnsan bir baştan uyarır dimi? :) Ne güzel çoban olmuştum şimdiye kadar, hatta 2-3 sürüye bile bakacak kadar büyütmüştüm belki de işi. Kim bilir..

Bu yüzden diyeceğim odur ki mühendisliğe falan bulaşmayın, gidin okuyun liseye kadar, ne bilim kafanızda basıyorsa ticaret micaret yapın bir şeyler işte. Üniversiteye gelipte sosyo-kültürel yozlaşmada kaybolup gitmenizi istemem ;) Zaten bu iki ucu poklu değnek gibi, ya sosyal olursunuz yada dersleri geçersiniz. İkisinin ortası var diyenlere burdan çok güzel haraketler gösteririm de neyse pas geçelim. İkisinin arası efenim “süründürür”. Ne bitirirsiniz, ne de eğlenirsiniz :)

Haftaya zaten Ankara yolcusuyum bir de gidip ODTÜ’de test edicem. Bakalım ordaki güzel meslektaşlarımız neler yapıyorlar. Şenlik şenlik mi yoksa göstermelik bir şablon mu? ( Bu şablonuda öss’ye hazırlanan gariban at kardeşlerimize hazırlıyorlar anladığım kadarıyla; gelin bakın ne güzel şenlik menlik,ehi ehi derken.. Siz giriyorsunuz, görüyorsunuz bilmemnenizin kaç bucak olduğunu.)

Üniversiteden mezun olan arkadaşlarım beni çok çook iyi anlıyorlardır.

Bu arada Ankara’nın da baharı gerçekten güzel oluyor. Umarım geçen seneki gibi günlük güneşlik denk gelir de alabildiğine uzanan yeşilliğinizde yuvarlanırız birazcık.

NOT: İyice bunalmıştıktan olsa gerek biraz saçma sapan ve argo yazdım farkındayım. Affola.

Are you there?

Nisan 7, 2007 No comments yet

Severim Anathema’yı.. Bide dersleri sevebilsem…


but since you’ve been gone I’ve been lost inside
tried and failed as we walked by the riverside
and I wish you could see the love in her eyes
the best friend that eluded you lost in time
burned alive in the heat of a grieving mind


Sayfa 3 / 10«12345»...Son Sayfa »

Kod Arama